KAVUŞMAYI BEKLEYENLERE SELAM OLSUN

 

 KAVUŞMA

 

sana geliyorum yalnızlıklardan
yürüdükçe hicran gülüyor gibi
yüreğimde dağlar yükseldi kardan
vuslat, ağır ağır ölüyor gibi

gözlerim, buzlayan kanatlarıyla
yorgun umutların peşinde her an
düşlerim, şahlanan kır atlarıyla
birer birer kopuyorlar zamandan

kısalan yolların uzadığını
kulağıma fısıldıyor her diken
mehdabına gömdüm hayal çağını
senden geliyorum sana gelirken


  Nurullah Genç  |     

DÜNYADA VE AHİRETTE DE BERABER OLMAK UMUDU İLE...

                           E Kart Gönder 

 

                      DESEM Kİ

 

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini.
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını.
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.

Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,
Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini.
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

 

         Cahit Sıtkı TARANCI

İLTİCA

     Iltica

Kursun benizli bulutlar gelir ufuklardan
Sikar ustumuze gomleklerini
Cilgin bir sagnak vurur bahcemin gullerini
Arsiz bocekler iri yapraklara siginir
Ben sana...

Uyanir denizlerin bahadir askerleri
Goklerse davranir kiliclarina
Atesler duser dervisimin avuclarina
Sefineler kacisir limanlara siginir
Ben sana...

Masal kackini devler gezinir sehirlerde
Kenetlenmis sari seyrek disleri
Soner birden bebegimin pembe gulusleri
Urperir orumcekler aglarina siginir
Ben sana...

Ugultular gelir geceleri koyaklardan
Ruzgarlar eser Israfil nefesi
Catirdar tutsak ruhumun curumus kafesi
Doruklarda kartallar kayalara siginir
Ben sana...

Gunes kanlar icinde yavas yavas bogulur
Karanlik kusanir pusatlarini
Titretir bozkirlarin basibos atlarini
Yildizlar uzakta kehkesanlara siginir
Ben sana...

 Dilaver Cebeci 

İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR...

 

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Elif'in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi sineme batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak
Elif'in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye

       

             Karacaoğlan

 

MİHRİBANIM


Sarı saçlarına deli gönlümü

Baglamışlar,çözülmüyor Mihriban

Ayrılıktan zor belleme ölümü,

Görmeyince sezilmiyor Mihriban

 

Yar,deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor,aklım şaşıyor

Lambada titreyen alev üşüyor...

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban

 

Önce naz,sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler,asırlar değişse bile,

Eski töre bozulmuyor Mihriban

 

Tabiblerde ilaç yoktur yarama

Aşk deyince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

 

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysa köz olur aşkın külüne

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak ceken bilir bu derdi gamı

Bir kör dügüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban


               Abdurrahim Karakoç


List of AdigeBatur